Tokat, 1923 yılında il olmuş, Erbaa, Niksar, Reşadiye, Zile ilçeleri bağlanmış, 1943 yılında Taşova, 1944’te Artova ve Turhal, 1954 yılında Almus, 1987 yılında Pazar ve Yeşilyurt, 1990 yılında Sulusaray ve Başçiftlik ilçeleri kurulmuştur. Tokat’a bağlı Taşova ilçesi, 1953 yılında Amasya’ya bağlanmıştır. Merkez ilçe dahil 12 ilçenin yanında 65 belde ve 609 köy mevcuttur. Merkeze bağlı 41 mahalle, 103 köy ve 9 belde bulunmaktadır.
Tarih boyunca Tokat’a birçok isim verilmiştir, bunlardan en çok bilinenler; Comano Pontika, Komana, Evdoksia, Dokia, Dokat, Kah-Cun, Sobaru, Darün-Nusret, Darün-Nasr ve Tokat’tır.
“Tokat” adının kaynağı hakkında değişik rivayetler vardır. Bunlar; Togayıt Türkleri tarafından kurulmuş ve ismin de buradan geldiği, bir diğeri de surlu kent manasına gelen Toh-kat’tan geldiğidir. Evliya Çelebi ise Tokat Kalesinin Amalika Kavminden efsanevi bir kahraman olan “Dok-Ad”ın inşa ettiğini ve ”Tokat” isminin buradan geldiğini yazmaktadır.
Tokat’ın M.Ö. 5500’lere inen bir tarihi olduğu, 14 Devlet ve 5 Beyliğin yaşayıp egemen olduğu yörede yapılan kazılarda ele geçen buluntular, yörenin Kalkolitik Çağ’dan beri yerleşime açık olduğunu göstermektedir. Hatti, Hitit, Frig, Med, Pers, Büyük İskender, Pontus, Roma, Bizans, Arap, Danişment, Anadolu Selçuklu, İlhanlı, Beylikler, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde bu topraklar hep önemli bir yerleşim alanı olmuştur.
Kaynakların verdiği bilgilere göre Malazgirt Savaşından sonra Danişmendli Beyliği kurulan bölge, 1175 yılında Selçuklulara bağlanmıştır. 1243 Kösedağ Savaşı sonrasında İlhanlı, 1335 sonrası Eretna, 1388’de Kadı Burhaneddin yönetimine giren şehir 1392’de Osmanlı topraklarına katılmıştır. Ankara Savaşı sonrası bir süre Osmanlı idaresinden çıkan bölge 1413’de yeniden Osmanlı Yönetimine girmiştir. 1863’de Sivas Eyaletine bağlı nahiye, 1878’de Mutasarrıflık, 1920’de Müstakil Liva, 1923 yılında ise il konumuna getirilmiştir.
Tokat; Yeşilırmak havzasının bereketli toprakları üzerinde kurulmuş olmasının verdiği avantajla 6000 yıllık tarihi boyunca önemli bir ticaret ve kültür merkezi olmuş, 14 Devleti ve birçok Beyliği içerisinde barındırmış, önemli bir Anadolu şehridir.
Hatti, Hitit, Frig, Roma, Bizans, Danişmendli, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı Dönemine kadar gelişen süreç içerisinde tarihin her dönemine ait eserleri Tokat’ın her bölgesinde bulabilmek mümkündür. Bu yönüyle Tokat bir açık hava müzesi konumundadır.
Erbaa ilçesinde antik Horoztepe yerleşimi, Hitit yerleşim yeri, Zile’de Maşathöyük Ören Yeri, Sulusaray’da; Roma-Bizans Dönemlerinin izlerini taşıyan Sebastapolis, Merkez ilçede, tarihi Komana şehri, yine Roma Döneminde yol güvenliği için kurulmuş olan Tokat Kalesi, aynı zamanda Danişmend Devletine başkentlik yapmış olan Niksar’da bulunan tarihi kale, Malazgirt sonrası yapılan en eski Türk Camisi Garipler Camii, Yağıbasan Medresesi, Gökmedrese, Yeşilırmak-Hıdırlık Köprüsü, 9 adet zaviye, Osmanlı Dönemine ait Alipaşa Camii ve Hamamı, Voyvoda Han ( Taşhan), Deveciler Hanı, Arastalı Bedesten, 18. yüzyıla ait bütün Anadolu’nun en görkemli tavan göbeğine sahip Latifoğlu Konağı Müze Evi ve Anadolu’nun en güzel ahşap Mevlevihanesi, en güzel Saat Kulesi; Bey Sokağı, Bey Hamam Sokağı, Halit Sokağı ve Sulusokak’ta bulunan sivil mimarlık örneği yapılarla; Türklerin Anadolu’ya gelişlerinden itibaren 900 yılda mimarlık adına ortaya koydukları önemli eserlerin kesintisiz olarak görülebileceği tek şehirdir TOKAT…
Evliya Çelebi’nin “Alimler ve Şairler Şehri” diye övdüğü Mevlana’nın hayatının bir kısmını Tokat’ta geçirmekten bahtiyar olduğu, Şeyhülislam İbn-i Kemal gibi alimlerin Gazi Osman Paşa gibi komutanların, Zileli Talibi ve Ceyhuni gibi şairlerin yetiştiği, coğrafi konum itibariyle eşsiz doğal güzelliklere sahip, tarihle iç içe yaşayan bir şehirdir TOKAT.
Bakırcılık, Yazmacılık, Dokumacılık, Ahşap Oymacılığı, Kuyumculuk, Demircilik, Dericilik gibi bilinen el sanatlarının yanı sıra, Tokat ili Anadolu’da 20. yy.’a kadar devam ede dört önemli özgün seramik merkezinden biridir. ( İznik, Kütahya, Çanakkale )
Çeşitli el sanatlarıyla otantik güzellikler sunan, kültüründeki çeşitliliği tarihi akıştan geçirerek farklı anlayışları bu coğrafyada özümsemiş folklor dokusuna sahip insanların yaşadığı bir şehirdir TOKAT.
SEYYAHLARIN GÖZÜNDEN TOKAT
“Halk zevk ehlidir, gariplerle dostturlar, kin tutmaz, hile bilmez, derya gönüllü, halim selim insanlardır. Herkese iyi zanda bulunurlar, iyi geçinirler.” ( Evliya Çelebi )
“Alimler konağı, fazıllar yurdu ve şairler yatağıdır.” ( Hacı Bektaş-ı Veli )
“1714’de küçük Asya’nın önde gelen bir ticaret merkezi olan, Tokat’ta gördüğüm güzellik ve gelişmişlik manzarasını dünyanın hiç bir yerinde görmedim.” ( Tournefort )
“Tokat’a has iyiliklerden biri, oradaki kervansarayların etrafında, tacirlere kiralanan bir çok hususi odaların mevcudiyetidir. Seyahatimiz boyunca diğer hiçbir yerde görmediğimiz bu odalar kervansarayların gürültüsünden uzak, sakin ve rahat yerler olup, yolcu orada, kendilerini menfaat şaikiyle rahatsız eden adamlardan uzak dostlarıyla sohbet ederek serbestçe dinlenebilir…”( Tavernier J. B. 1678 )
Tokat, Anadolu’nun stratejik konumunun getirdiği avantajlar ve sahip olduğu yer altı ve yer üstü kaynakları ile tarih boyunca birçok uygarlığın egemenliğindeki önemli bir kültür ve ticaret merkezi olmuş bir şehirdir. Kral Yolu ve İpek Yolu güzergâhı üzerinde yer alan Tokat; batıyı kuzey-güney istikametinde doğuya bağlayan ve deniz yolu ile Anadolu’yu Kırım topraklarıyla irtibatlandıran yolların kavşak noktası idi. 1071 Malazgirt savaşı sonrası, Türklerin ilk yerleştikleri bölgelerden biri olma özelliğini taşıyan Tokat ve çevresi Danişmentliler tarafından fethedilmiş ve bu bölgede Niksar başkent olmuştur. Selçuklular zamanında Tokat Anadolu’nun 6. önemli şehri idi. Osmanlı döneminde 16.yüzyılda bütün kervanlar Tokat’ta bulunan kara gümrüğünden geçmekteydi. Bu dönem ürettiği tekstil, ham bakır işleme, mamul bakır ve deri ürünleri ile Tokat, “Küçük Asya’nın 3. Büyük İhracat Merkezi” konumuna gelmiştir. Tokat’ın önemi 18. yüzyılda gümrüklerin Samsun’a taşınmasıyla zayıflamıştır.